 |
Rastgele Haber Başlıkları |
 |
| |
|
 |
 |
Kimler Online |
 |
|
Şu an sitede 28 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.
Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
|
|
|
 |
 |
Sayaç |
 |
|
Şu ana kadar 1772541 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 01 Ekim 2005
|
|
|
 |
| |
Emre İkizler İle Fotoğraf Üzerine
Gönderen: Sahin_Atar Tarih: 08.12.2009 Saat: 03:38 (244 okunma)
Oldukça uzun bir aradan sonra 2009 senesinin ilk foto röportajını uzun yıllarını fotoğrafa veren, üniversite ve derneklerde öğretim görevlisi olarak görev yapan Emre İkizler’e ayırdık. Her şeyden önce bizi kırmayıp, davetimizi kabul ettiğiniz, vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum Emre Bey. İlk sorumuzdan başlayalım isterseniz. Emre İkizler kimdir? Fotografik geçmişinizden bahseder misiniz? Emre İkizler bugün itibariyle bir fotoğraf eğitimcisidir. Her ne tarafından bakarsanız fotoğrafı çok seven birisidir. Bu sevgisi bir şekilde profesyonel olarak fotoğrafa girmesine yol açmıştır. Günümüzde de fotoğraf eğitimciliği yapmaktadır. Belki sanat alanında da bir takım çalışmalar yaptığım doğrudur ya da ne bileyim amatör olarakta fotoğraf çekiyorum, ama çok temel olarak kendimi fotoğraf eğitimcisi olarak tanımlayabilirim. Temel Fotoğraf 2003, Fotoğraf’ın İpuçları 2004, Fotoğraf Teknik Okumaları Faruk Akbaş ile ortak hazırladığınız 2006, Filmden Dijitale 2007 kitaplarınız hakkında bilgi verir misiniz? Şimdi ilk iki kitap Temel Fotoğraf ve Fotoğraf’ın İpuçları aşağı yukarı birbirine benzer formatta kitaplar. Onlar Fotografevi adlı kurumda eğitim kursu, kurslar, fotoğraf seminerleri verirken yaptığımız ortak çalışmaların aslında bir araya getirilmiş halleridir. Zaten o ikisi açıkçası piyasaya belki çıkmayan veya çok zor bulunan kitaplardır çünkü onlar daha çok Fotografevi’nin kendi ihtiyacı için hazırlanmış kitaplardır ama asıl benim için daha önemli olanlar tabi Faruk Akbaş’la ortak hazırladığımız “Fotoğraf Teknik Okumaları” ve kendi yazdığım “Filmden Dijitale Fotoğraf”. Ben tabii fotoğrafın teknolojik bir uğraş olduğuna inanıyorum. Fotoğraf teknolojisini de yakından izlemek gerektiğine inanıyorum. Bu konuda da biraz deneyimim var; bunu bir şekilde okuyucularla paylaşmak istemiştim o yüzden hazırladığım kitaplardır bunlar.
(Devamı... | 54106 byte kaldı | Puan: 5)
|
|
Mehmet Turgut'la İnsan-Portre Fotoğrafçılığı Üzerine
Gönderen: Sahin_Atar Tarih: 23.08.2008 Saat: 21:43 (3625 okunma)
 Temmuz ayında gerçekleştirdiğimiz bu foto röportajımızı farklı portre ve insan fotoğraflarıyla ön plana çıkan genç nesil fotoğrafçılardan Mehmet Turgut’la Cezayir sokaktaki stüdyosunda gerçekleştirdik. Mehmet Turgut kimdir? Fotografik geçmişinizden bahseder misiniz? 1919 yılında fotoğrafçılığa başlayan üçüncü sınıf fotoğrafçıyım ben. Zaten aile geleneği olan fotoğrafçılık nesilden nesile aktarılmış, aile bireyleri hangi işi yaparlarla yapsınlar fotoğrafçılığı öğrenmek zorundadırlar, böyle bir aileden geliyorum. Yıllarca babam Ahmet Turgut’la beraber çalıştım daha sonra Ankara’da bir dönem kendi ofisimi ve kendi stüdyomu hayata geçirdim. Zaman içerisinde bu ticari çalışmaları yaparken bir yandan kendimi yansıtabileceğim, iç dünyamı yansıtabileceğim fotoğraf çalışmaları yapmaya başladım. Bu yaptığım çalışmaları hiçbir zaman belli bir isim sahibi olmak, belli bir statü sahibi olmak, belli çevrelerde benimsenmek veya tanınmak için yapmadım. Sadece kişisel egolarımı tatmin etmek, kendimi iyi hissetmek, kendimi kötü hissettiğimde kendimi ifade etmek ve bir çığlık attığımda belkide daha fazla büyük kitlelere duyurmak için yaptım. Buda kendiliğinden bir süre sonra insanlar tarafından beğeni kazanmaya ve belli bir boyut kazanmaya başladı. Bu boyutu kazanması benim yaptığım bu çalışmalarda daha özgür olmamı ve kendimi daha az kısıtlamaya başladı. Çünkü insanların bana olan reaksiyonları, toplumun bana olan reaksiyonları, yurt dışı ve Türkiye’de açtığım sergilerde aldığım reaksiyonlar hep doğru orantıda, iyi orantıda olduğu için zaman içerisinde bende bununla paralel olarak kendimi açabildim ve insanlara belkide bundan üç sene önce çekip önlerine koyduğumda beni tutuklayabilecekleri veya beni sapık olarak niteleyebilecekleri fotoğrafları yavaş yavaş doğru bir yol izleyerek sevdirmeye başladım.
(Devamı... | 27479 byte kaldı | Puan: 5)
|
|
Hakan Arısoy'la Kukla Sanatı Üzerine
Gönderen: Sahin_Atar Tarih: 08.07.2008 Saat: 11:03 (7879 okunma)
El Emeği Göz Nuru isimli Foto Röportaj serimizin 3’sünü kukla sanatını hem zanaatıyla hemde sanatıyla bütünleştirmiş Hakan Arısoy’un atölyesinde Haziran 2008 tarihinde içinde gerçekleştirdik. Hakan Arısoy kimdir? Bize kendinizden ve kukla sanatıyla ilgili geçmişinizden bahseder misiniz?  Hakan Arısoy 1979 Ankara doğumlu, 1998 yılında tiyatroyla başladım bu işe, aslında ilk başlamamım sebebi o sahnenin tozunu yutmam ondan sonra ağbimin de çok büyük desteğiyle kukla sanatıyla tanıştım. İlk başlarda kuklaların el v e ayakkabılarını yapıyordum onlar benden böyle bir ricada bulunmuşlardı çünkü ahşaptan yapılması gerekiyordu daha sağlıklı oluyordu. Onlarda yapamadıkları için bana söylediler bende yapmaya başladım hatta 1 yıl kadar sadece el ve ayakkabılarını yaptım onların ama hiçbir şekilde kukla yapmıyordum tabiki ilk başlarda, sonrasında bir gün bende kukla yapabilir miyim dedim ve bir kukla yapmaya başladım. Tabi ilk başta çok iyi bir kukla olmadı ama sonrasında biraz daha çok pratik yaparak, daha değişik teknikler deneyerek istediğim kuklayı yaptım ve böylelikle tek başıma başladım bu işe.
(Devamı... | 33403 byte kaldı | Puan: 3.69)
|
|
Hayati Usta İle El Dokuma Sanatı Üzerine
Gönderen: Sahin_Atar Tarih: 16.06.2008 Saat: 12:17 (3745 okunma)
 Haziran ayının ikinci Foto Röportajını Hayati Usta'ya; misafir olarak, el emeği, göz nuru, unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizden el dokuma sanatına ayırdık. Hayati usta, foto röportajımızı kabul ettiğin için teşekkür ediyorum. Hem sizden, hemde artık unutulmaya yüz tutmuş el dokumacılığı sanatı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşmak istiyorum. Öncelikle kendinizden bahseder misiniz, Hayati usta kimdir? 1938 Beypazarı doğumlu Hayati usta. İlkokulu Beypazarı’nda bitirdim, ortaokul ikinci sınıftan ayrıldım, 13 yaşımda babam yanında sanata başladım. Askere gidinceye kadar dokumacılık yaptım. Askerden geldikten sonra 1 sene çalıştım, baktım ekmek parası kazanamayacağım devlet memurluğuna girdim. 23 sene meteoroloji memurluğu yaptım Beypazar’ında, 2 sene de askerliğimi saydırdım emekli oldum. 1984’de emekli oldum. Emekli olduktan sonra 10 sene başka işlerde çalıştım. Beypazarı Turizm açıldığı zaman eski bizim Belediye Başkanımızla, Kaymakamımız vardı rahmetli Musa Uçar vefat etti. Onlar dedi ki Ağbi bu sanatı biliyorsun gelen giden görsün sen bu sanata başla dediler. O vaziyette tekrar dokumacılığa başladım, halende devam ediyorum aşağı yukarı 12-13 senedir. Sanatımı zevkle, severek çalışıyorum.
(Devamı... | 10779 byte kaldı | Puan: 4.07)
|
|
Ali Rıza Akalın'la Fotoğraf Üzerine
Gönderen: Sahin_Atar Tarih: 25.12.2007 Saat: 17:02 (1795 okunma)
İlk Foto Röportajdan, altı ay gibi uzunca bir aradan sonra ikinci Foto Röportajımı; otuz senedir Fotoğraf Camiası içinde bulunan, görev alan, hocalık yapan ve 2005 yılında FSK’da Temel Fotoğrafçılık Kursu hocam olan Ali Rıza Akalın’la gerçekleştiriyoruz. Sevgili Ali Rıza Hocam öncelikle vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. Teşekkür ederim. Bu gün röportajımızda hem sizin hakkınızda, hem de fotoğraf hakkında konuşmak istiyorum. Bu konulardaki düşüncelerinizi bizimle paylaşırsanız eminim ki ileriye dönük olarak güzel bir açılım olacaktır. Evet dilerim ki öyle olsun. İlk sorumdan başlayalım; kendinizi tanıtırmısınız? Ali Rıza Akalın kimdir?  Ali Rıza Akalın, 1946 yılında Ankara’da doğdu üç tane kardeşin ortancası, lise mezunu, genç yaşında iş hayatına atıldı. İki farklı çalışma alanından sonra radyografi teknisyeni olarak Türkiye Elektrik Kurumundan emekli oldu. Ancak zannediyorum ki izleyiciler benim özgeçmişimle ilgili bölümümün fotoğrafla olan yanıyla daha ilgili olsalar gerek Dolayısıyla ben oradan devam edeyim. Yıl 1977 idi ben fotoğrafa başladım. AFSAD’da 1977 yılında kurulmuş idi ancak benim onu bulmam bir yıl kadar sürdü. O, yıldan bu yana aralıksız olarak fotoğrafa ve AFSAD’ın üyeliğine devam ediyorum. İki kez de başkanlık yapma onurunu yaşadım. Doğaldır ki başlangıçta bir çok sergiye katıldım bunlar karma sergilerdi ancak geçen zaman içerisinde ve ilki 1990 yılında olmak üzere kişisel fotoğraf sergilerine başladım. Bu sergilerim hemen hemen yıllar içerisinde ve mutlaka bir konu başlığı altında sürdü ki o zamandan bu yana bu ilkeyi götürmeye çalışıyorum. Mutlaka bir konum var, mutlaka o konunun felsefi düşünsel bir alt yapısı var ve ben fotoğraflarımı o altyapı üzerine oluşturmaya çalıştım. Bugünlere kadar geldiğimi söyleyebilirim.
(Devamı... | 40031 byte kaldı | Puan: 3)
|
|
| |
 |
Ençok Okunan |
 |
|
|
Bugün için henüz önemli bir haber yok.
|
|
|
 |
 |
Önceki Başlıklar |
 |
|
|
Şu an bu bloğun içeriği yok.
|
|
|
 |
|